Hilti Türkiye: Hedef Gelecek Nesillerin Kaynaklarını Koruyan Bir Ekosistem

Hilti, Sadece Yapıların Değil Geleceğin de Daha İyi Bir Şekilde İnşa Edilmesi İçin Sürdürülebilir Çözümler Sunuyor

Hedef Gelecek Nesillerin Kaynaklarını Koruyan Bir Ekosistem
Kaynak tüketiminin yoğun olduğu inşaat sektörüne yönelik ileri teknolojileri ile öne çıkan Hilti, sürdürülebilirliği bütünsel olarak çevre ve kurumsal sosyal sorumluluk gibi konuların yanı sıra iş yapış şekillerine de entegre ediyor. İnşaat endüstrisinin etkisinin daha az hissedildiği, herkes için daha güvenli ve sağlıklı bir gelecek inşa etme hedefiyle hareket eden şirket, tüm stratejisini “insan, toplum ve çevre”üzerine kurguluyor. 2023 yılına kadar kendi operasyonlarımızdan kaynaklanan karbon emisyonlarını nötrleyerek bu hedefe bir adım daha yaklaşmak istediklerini söyleyen Hilti Türkiye Genel Müdürü Banu Deniz Çetinkol, kendi ihtiyaçlarını gelecek nesillerin ihtiyaçlarından ödün vermeden karşılayabilecek bir ekosistem yaratmaya katkıda bulunmayı hedeflediklerini vurguladı.

Çevre, insan ve toplumun iyiliğine değer veren, ekonomik faktörleri dengede tutan stratejilerle uzun vadeli başarısını güvence altına alan Hilti, kaynakları daha sorumlu bir şekilde kullanabilmek adına sektörü döngüsel olarak yönlendirmek için çalışıyor. Tüm bu çalışmaları sayesinde Hilti’nin Eco Vadis tarafından sürdürülebilirlik statüsü Altın Madalya kategorisine yükseltildi. Dünya çapındaki kuruluşların sadece yüzde 5’i bu statüye değer görülüyor.

Güç ve Enerji Tüketiminde Maksimum Tasarruf Sağlayan Çözümler
İnşaat sektöründeki güç tüketimine dikkat çeken Banu Deniz Çetinkol, Hilti olarak hem müşterileri özelinde hem de kendi bünyelerinde tasarruf sağlayan çözümlerini şu sözlerle anlattı: “Çevre ve sağlık standartlarını karşılaması için dışarıdan sertifikalandırılmış yeşil bina ürünleri geliştiriyor; BIM gibi mühendislik yazılımları aracılığıyla daha güvenli, daha az israflı inşaat sahaları oluşturuyoruz. Filo Yönetimi ve ON! Track Ekipman Yönetimi hizmetlerimiz aracılığıyla araç parkını optimize ederek gereksiz israfı ve harcamaları önlüyoruz. Şantiyelerin yanı sıra kendi bünyemizde de her geçen sene enerji tüketiminde daha önemli tasarruflar elde ediyoruz. Örneğin, elektrik tüketiminde bir önceki yıla göre yüzde 4,5 verimlilik elde ettik. Tüm organizasyonlar içindeki enerji tüketiminde ise yüzde 19,8 oranında bir tasarruf sağladık.”

Gelecek İçin Küresel Sorumluluklar Üstleniyor
2023 yılına kadar kendi operasyonlarından kaynaklanan karbon emisyonlarını nötrlemeyi taahhüt ettiklerini söyleyen Banu Deniz Çetinkol;“Bilindiği üzere bina inşaatları, küresel karbon emisyonlarının yüzde 10’undan fazlasını oluşturuyor. Bu nedenle müşterilerimizin karbon ayak izlerini azaltmalarına yardımcı oluyor, aynı zamanda kendi katkılarımızı da yapıyoruz. CO2 stratejimizle sürdürülebilir bir gelecek için küresel sorumluluk üstleniyor, proaktif enerji yönetimi konusunda kendimize iddialı hedefler belirliyoruz. 2016 ile 2030 yılları arasında çalışan başına karbon emisyonlarını yüzde 30 azaltmayı hedefliyoruz. Bunun için üç ayaklı bir anahtar eylem alanımız var. Birincisi; üretim tesislerinde, üretim ekipmanı ve altyapısına odaklanan, tanımlanmış hedeflere dayalı enerji verimliliği yönetimi. İkincisi; 2030 yılına kadar yerel altyapı ve araç tipi mevcudiyetine dayalı olarak adım adım elektrikli araç kullanımının artırılması. Üçüncüsü de ağırlıklı olarak Orta Avrupa’da mümkün olduğu kadar yeşil elektrik satın almak. Tüm bu parametreler ekseninde hedefimize ve dünyamıza verdiğimiz taahhüdü yerine getireceğimize inanıyoruz”şeklinde konuştu.

Hedef, Döngüsellikte Endüstriye Liderlik Etmek
2022 yılında döngüselliği ürün tasarımına ve tedarikçi seçimine entegre etmek istediklerini dile getiren Çetinkol, sözlerine şöyle devam etti: “Eski ‘al, yap ve elden çıkar’ endüstriyel modelinin tam tersi olan döngüsel ekonomi ilkelerine göre hareket ediyor, çevresel etkimizi proaktif olarak yönetmeyi hedeflerimizin önceliğine koyuyoruz. Bu durum, kaynakları mümkün olduğu kadar uzun süre kullanımda tuttuğumuz, kullanım sırasında onlardan maksimum değeri çıkardığımız ve ardından hizmet ömrünün sonunda ürünleri ve malzemeleri geri kazanıp tamir ettiğimiz veya geri dönüştürdüğümüz anlamına geliyor. El aletlerimizin daha uzun ömürlü olması için dayanıklı olmalarını sağlıyoruz. Üretim sürecinde çevre dostu kaynaklar kullandığımızdan emin oluyoruz.El aletlerimizin yanı sıra sabitleme ve koruma ürünlerimizin de geri dönüştürülmesini ve hatta bazı parçaların yeniden kullanılmasının önünü açıyoruz. Bunun için kullanılmış ürünlerin iadesi için bir tedarik zinciri oluşturduk. 800’den fazla çalışanımızın ürünlerimizin aşınma ve yıpranma, dayanıklılık ve geri dönüştürülebilirliği konusundaki bilgilerini her gün geliştirdiği küresel bir onarım merkezi sistemine sahibiz.”

Çevresel Girişimleriyle Sürdürülebilirliği Her Alanda Destekliyor
Sürdürülebilirlik bakış açılarını farklı uygulama noktalarında da devam ettirdiklerini söyleyen Çetinkol; “Üretim süreçlerinde ve günlük operasyonlarda suyu birçok yönden koruyan şirketimiz, sızıntıyı önlemekten kapalı su kullanım döngüleri oluşturmaya ve su süreçlerini geliştirmeye kadar her alanda sürdürülebilirliği esas alıyor. Aynı şekilde atıkları olabildiğince minimize etmek konusunda da kararlı adımlar atıyor, etkili bir atık azaltma yaklaşımı benimsiyoruz. Bu yaklaşım, gereksiz üretim israfını önlemek için ürün geliştirme sürecinde eko-tasarım ilkelerini uygulamakla başlıyor ve tüm tesislerimizdeki atık yönetimini de kapsıyor. Hemeko-tasarım hem de kaynak bulma süreçlerinde tehlikeli maddelerin mümkün olduğunca en aza indirilmesi konusunda da çalışmalarımız var. En önemlisi de çevre üzerinde düşük bir etki elde etmeye çalışan ve tüm yeşil bina standartlarını destekleyen Clean-TEC etiketli ürünler geliştiriyoruz” dedi.

Sürdürülebilir çözümler bulmak için işin ötesinde etkileşim kurmanın da önemli olduğunu vurgulayan Banu Deniz Çetinkol; “Yaşadığımız ve çalıştığımız yerde toplumsal zorluklar olduğunu biliyoruz. Bu nedenle çalışanlarımızı, işin ötesine geçen katkılarda bulunmaları için teşvik ediyoruz. Örneğin Hilti Vakfı, gelişmekte olan ülkelerde ve yükselen pazarlarda, bireylerin bağımsız ve kendi kaderini tayin eden yaşamlar sürmeleri için çalışıyor. Amaç küresel ölçekte bir sosyal etki yaratmak” diyerek sözlerini tamamladı.

Hilti ve Hilti Türkiye Hakkında: Dünyanın en küçük ülkelerinden biri olan yaklaşık 39 bin nüfuslu Lihtenştayn Prensliği’nde 1941 yılında doğup, bugün yaklaşık 30 bin çalışanı ile global bir jenerik marka haline gelen Hilti, 6 kıtada 120’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. Türkiye pazarına ilk kez 1982 yılında giren ve 15 yıl distribütörlük olarak temsil edilen Hilti, 1997 yılından bu yana ise Türkiye’de yüzde 100 yabancı sermayeli bir firma olarak faaliyetlerine devam ediyor. Merkez ofisi İstanbul’da bulunan Hilti Türkiye; başarısını bilgi, birikim ve inovasyon ile sürdürülebilir değer yaratan bir marka olmaya borçlu. Ekonomiye sağladığı katma değer dışında insan kaynakları alanındaki çalışmalarıyla da öne çıkan Hilti, Great Placeto Work Enstitüsü tarafından belirlenen “Dünyanın En İyi İşverenleri” listesinde yeralıyor. 2014-2021 yılları arasında “Türkiye’nin En İyi İşverenleri”sıralamasında yer alan Hilti Türkiye, 2022 yılında da “100-249 çalışan sayılı şirketler” kategorisinde 6’ncı seçildi. Son olarak, Happy Placeto Work tarafından Türkiye’de ilk defa 2022 yılında gerçekleştirilen 10’dan fazla sektörün katıldığı yarışmada da en mutlu 50 şirket arasına giren Hilti Türkiye başarısını bir kez daha kanıtladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir