Yetkin İnşaat Mühendisliği

Yetkin İnşaat Mühendisliği

Prof. Dr. Tuğrul TANKUT, İMO Yetkin Mühendislik Kurulu Başkanı

GENEL
Bilindiği gibi, üniversitede mühendislik eğitimi görmek, mühendis olabilmek için gereklidir ama, yeterli değildir. Üniversite eğitimi, mühendis olabilmek için gerekli temeli oluşturur; uygulama sırasında kazanılan deneyim ve birikim, kişinin mühendislik nitelik ve becerileri kazanmasını sağlar. Üniversite eğitimini tamamlayan kişi, mühendis değil, yalnızca mühendis adayıdır. Eğer bir süre gerçek anlamda mühendislik işleriyle uğraşılan bir ortamda çalışıp deneyim kazanırsa, hele bir de iyi mühendislik yapan deneyimli ağabeylerle ve ablalarla usta-çırak ilişkisi içinde çalışmak olanağı bulursa, işte o zaman mühendis olur. Eğer sıradan uygulamalarla zaman geçirir, gelişmek için özel bir çaba göstermez, diplomasının üzerinde uykuya dalarsa, ünvanı ne olursa olsun, hiçbir zaman gerçek mühendis olamaz.

Bu ayırımı önemseyen gelişmiş ülkelerin pek çoğunda, ‘mühendis’ ile yukarıda tanımlanan ‘gerçek mühendis’in birbirinden ayrılmasına yönelik sistemler, uzun yıllardan beri yürütülmektedir. “Profesyonel mühendis”, “sertifikalı mühendis”, “kayıtlı mühendis”, “yetkili mühendis” gibi çeşitli adlarla tanımlanan; çeşitli ölçütlere dayalı, çeşitli yöntemlerle değerlendirme yapan, uygulamada farklı yaklaşımlar getiren değişik sistemler bulunmaktadır. Her ülkenin kendi koşulları ve gereksinimleri göz önünde bulundurularak geliştirilmiş olan bu yaklaşımlar önemli farklılıklar içerse de, hepsinin temel kaygısı ortaktır: Sağlıklı bir eğitimi iyi bir deneyim birikimi ile bütünleştirerek, güvenilir mühendislik hizmeti sunabilme becerisi kazanmış olan mühendisi belirleyip belgelemek.

Türkiye’de böyle bir sistemin başlatılması, en azından 1973 den beri gündemdedir; özellikle 1996-1997 yıllarında İnşaat Mühendisleri Odası tarafından kapsamlı bir çalışma yapılmış; bir yasa taslağı ve bununla uyumlu bir uygulama yönetmeliği taslağı düzenlenmiş; ancak, bu hazırlıkların uygulamaya geçirilmesine olanak bulunamamıştır. Öte yandan, 2004 güz aylarında gerçekleştirilen Deprem Şurası kapsamında, bu konu önemle ele alınmış ve bir an önce uygulamaya geçilmesi konusu, Şura kararları arasında yer almıştır.

Çeşitli mühendislik işleri, çeşitli düzey ve nitelikte mühendislere uygundur ve bir tür optimizasyon sanatı olan mühendislikte amaç, her mühendisden kendisine en uygun olan türde bir işte ve en verimli bir biçimde yararlanmaktır. Bu anlayış içinde, yetkin mühendislik düzeninin amacı, belli nitelikleri taşıdığını kanıtlamış olan mühendislerin belirlenmesi ve bu nitelikte mühendisler arayanlara yol göstermek olarak da görülebilir.

YETKİN MÜHENDİS VE YETKİN MÜHENDİSLİK
Yetkin mühendis, meslek bilgisi ve yeteneği ile, meslekte deneyim birikimi ile, kişiliği ve etik anlayışı ile belli bir olgunluk düzeyine eriştiğini, girdiği sınavlarda gösterdiği başarı veya sunduğu dosyada sergilediği başarılı mühendislik birikimi ile kanıtlamış mühendistir. Yetkin mühendisin büyük başarılara imza koymuş bir dahi olması gerekmez; yaptığı işleri körükörüne yapmayan, yaptığı sıradan işleri bile ne yaptığını bilerek ve mühendis zekasını kullanarak yapan bir mühendis olması yeterlidir.

Yetkin mühendislik, “mühendis”, “yüksek mühendis” gibi bir derece değildir; bir yetki veya bir üstünlük de değildir. Verilen belge bir derece ya da bir diploma değildir. Bir eğitim programının başarı belgesi de değildir; eğitimle, hele üniversitede verilen mühendislik eğitimiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu anlamda, diploma vermek elbette üniversitenin işidir, meslek odasının değil. Bu belge yalnızca, kendi isteği ile başvurarak belli nitelikleri kazanmış olduğunu kanıtlamış olan bir üyesine odanın verdiği ve o kişinin bu nitelikleri taşıdığını gösteren bir belgedir; dolayısıyla, bu belgenin bir İMO referansı olduğu söylenebilir.

GENEL YAKLAŞIM VE “GÖNÜLLÜLÜK” İLKESİ
Daha önce benimsenmiş ve yerleşmiş olmayan bu tür bir sistemin oluşturulması ve topluma benimsetilmesinde izlenebilecek olan iki genel yaklaşımdan söz edilebilir. Birinci yaklaşımda, oluşturulan sistem bir yasaya dayandırılır; yasada tanımlanan ilkeler çerçevesinde yönetmelikler düzenlenir ve uygulamaya geçilir. Son zamanlarda pek moda olan deyimle “yukarıdan aşağı” diye tanımlanan bu yaklaşım, büyüklerinin koyduğu kurallarla yönetilmeye yatkın olan Türk toplumunun anlayışına ve kişilik yapısına oldukça uygundur. Ancak, bu yolla oluşturulan sistemin başarısı, pek çok aşamadan geçerek yürürlüğe girecek olan yasanın ne denli sağlıklı ve isabetli olduğuna bağlıdır. Bu aşamalardan herbirinde çeşitli çıkar çevrelerinin etkilemesine olanak tanıyan bu işlemler sonunda ortaya çıkacak yasanın sağlıklı, buna dayalı uygulamanın başarılı olmasını beklemek pek de olanaklı değildir.

Oysa, gerçek demokrasilerde geçerli olan ve “aşağıdan yukarı” diye adlandırılan ikinci yaklaşımda, sistem, ona gereksinim duyan çevreler tarafından önerilir, biçimlendirilir, kurulup denenerek geliştirilir ve yasa oluşturma aşamasına sağlıklı bir deneyim birikimi ile ulaşılır. Bu anlayışa pek yatkın olmayan Türk toplumunun yadırgamasına rağmen, Yetkin Mühendislik sisteminin geliştirilmesinde, İnşaat Mühendisleri Odası bu yaklaşımı benimsemiştir. Kusursuz olduğu asla ileri sürülemeyecek olan bu sistem, mesleğin koşulları ve gereksinimleri göz önünde bulundurularak, bir yönetmelikle tanımlanmış, uygulama yöntemleri geliştirilmiş, karşılaşılan çeşitli güçlükler aşılmış ve uygulama başlatılmıştır. Sistemin, karşılaşılması beklenen çeşitli aksaklık ve kusurlarının uygulama sırasında ortaya çıkacağı ve bunların zamanla düzeltilebileceği düşünülmektedir. Yetkin Mühendisliğin, ileride tüm mühendislik dallarını içine alan genel kapsamlı bir yasaya bağlanması doğaldır. İnşaat Mühendisleri Odası tarafından o zamana kadar iyi işleyen, sağlıklı sonuç veren bir sistem geliştirilebilirse, yapılacak yasanın denenmiş ve güvenilir olduğu görülmüş olan bu sistemi temel alması beklenebilir.

Mühendisin yetki ve sorumlulukları yasa ile tanımlanmıştır. Her ne kadar eğitimini tamamlayan bir kişiye mühendis yetkilerinin tamamının derhal verilmesi, yukarıda belirtilen nedenlerle, tartışmaya çok açık bir anlayış ise de, bu konuda şu sırada yapılabilecek bir şey yoktur; yasa böyle tanımlamıştır, uygulama uzun yıllardan beri yerleşmiştir ve sürüp gitmektedir. İnşaat Mühendisleri Odası tarafından başlatılmış olan yetkin mühendislik düzeninin bu durumu değiştirmek gibi hiçbir amacı yoktur ve olamaz. Zira, yasanın verdiği hak ve yetkileri bir yönetmeliğin değiştirip yeniden düzenlemesi elbette söz konusu bile değildir. Burada yapılmak istenen, sadece, meslektaşları kendilerini geliştirmeye özendirmek ve bu yolla meslek uygulamalarının biraz daha güvenilir biçimde gerçekleştirilmesine yardım edebilecek bir düzenleme getirmektir. Mühendisin bugün var olan yetkilerinin geri alınması veya sınırlanması ya da bazı mühendislere yeni yetkiler verilmesi söz konusu değildir.

Dolayısıyla, yetkin mühendislik koşullarını sağlayarak bu belgeyi almak bir zorunluluk değildir. Dileyen mühendis, böyle bir belgeye sahip olmadan da mesleğini, hiçbir değişiklik olmadan, bugünkü koşullarla yapmaya devam edebilir. Yetkin mühendis niteliğini taşıdığını düşünen ve böyle bir belgeye sahip olmak isteyen mühendis de, yönetmelikte tanımlanan işlemleri gerçekleştirerek bu belgeyi almaya hak kazanabilir. Özetle, bu sistem hiçbir zorunluluk içermeyen, gönüllülük ilkesine dayalı bir sistemdir.

Bir yetki, bir üstünlük, bir ayrıcalık sağlamadığına göre, bir mühendisin bu zahmete girmesine gerek bulunmadığı düşünülebilir. Bu sistemin mühendise sağladığı yarar, toplumun benimsemesiyle kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Bir başka deyişle, yetkin mühendisin elde edeceği yetki, sağlayacağı üstünlük toplum tarafından zamanla tanımlanacaktır. Bir işveren mühendis ararken verdiği ilanda, yetkin mühendis aradığını ya da yetkin mühendise öncelik tanıdığını yazdığında sistem amacına ulaşacaktır. Önemli bir ihaleye katılma koşulları arasında, katılacak firmaların şu kadar sayıda yetkin mühendis çalıştırıyor olması koşulu yer aldığında üstünlük ortaya çıkacaktır. Uzmanlığı gerektiren bir takım işlerle ilgili bir yönetmelik bu işlerin yalnızca yetkin mühendisler tarafından yapılabileceğini söylediğinde yetki yasal nitelik kazanmış olacaktır. Kısacası, yetkiyi bugün başlatılan bu sistem zorla vermeyecek, sistemin değerini anladığında, doğal bir gelişim içinde, toplum kendisi verecektir.

DEĞERLENDİRME ÖLÇÜTLERİ
İnşaat Mühendisleri Odasının benimsediği yetkin mühendislik anlayışı üç temel ilkeye ve yapılan değerlendirme de bunları yansıtan üç temel ölçüte dayanmaktadır:

Meslek Bilgisi: Adayın kendi mühendislik alanının temel kavramlarına ve uygulama ilkelerine egemen olması ama herşeyin ayrıntılarını bilmesi değil, temel ilkeleri özümsemiş olması beklenmektedir.

Meslek Deneyimi ve Bütüncül Yaklaşım: Meslekte yeterli ve nitelikli deneyim birikimine, yalnızca süresiyle değil, içeriği ve düzeyi ile de yeterli olan bir deneyim birikimine sahip olması ve bunun sonucunda, mühendislik problemlerine bütüncül bir açıdan yaklaşabilmesi aranmaktadır.

Meslek Etiği: Meslek etik değerlerini benimsemiş olması ve meslek uygulamaları sırasındaki tutum ve davranışlarıyla bu niteliğini sergilemiş olması amaçlanmaktadır.

Bu değerlendirme ölçütlerinden ilk ikisi, sınav sonuçları ve raporu ile değerlendirilir. Sonuncu ölçüt ise, adayın kendi beyanı, raporundan ve özet bilgi formundan alınan izlenimler ile bağlı bulunduğu İMO Şubesi görüşleri ışığında değerlendirilmeye çalışılır. Doğal olarak, somut bir belge ya da kanıt bulunmadığı sürece, adayın mesleğin etik değerlerini benimsemiş olduğu varsayılır.

SINAVLAR VE RAPOR
Yetkin mühendisin, mühendislik problemlerine bütünsel bir açıdan bakabilmesi beklenir. Bu yüzden, yalnızca kendi alanında yoğunlaşan dar bir açıdan değil, en azından inşaat mühendisliğinin diğer alanlarındaki sorunlar açısından da bakabilmelidir. Bu yaklaşım, inşaat mühendisliğinin diğer alanlarına giren her konuda değil ama bazı konularda bilgi sahibi olmasını, o alanların temel ilkeleri ve önemli sorunları hakkında genel görüş geliştirebilmesini gerektirir. “Genel Konular” başlıklı yazılı sınav, bu doğrultuda bir değerlendirmeye yöneliktir. Bu sınavda inşaat mühendisliğinin değişik alanlarında çok sayıda soru sorulup az sayıda sorunun yanıtlanması (örneğin, kırk sorudan yirmisi) istenir. Böylece, adaya bazı konuları seçebilme olanağı tanınır. Bu sınavda sorulan sorular genellikle, fazla derinlik gerektirmeyen, temel ilke ve kavramları yoklayan sorulardır. O dönem başvuran tüm adaylara ortak bir Genel Konular sınavı verilir.

Adayın kendi çalışma alanındaki temel kavramlara ve uygulama ilkelerine ne derecede egemen olduğunu yoklamaya yönelik olan “Özel Konular” başlıklı yazılı sınavda ise yine ayrıntılı hesap gerektirmeyen, temel ilke ve kavramları yansıtan türden sorulur; ama bu kez temel ilkelerin daha derinlemesine bilinmesi ve uygulanabilmesi gerekir. Bu sınavda, dışarıda bırakılabilecek soru seçeneği çok daha azdır (örneğin, yirmibeş sorudan yirmisi). O dönem başvuruya açılan herbir yetkin mühendislik alanı için ayrı bir Özel Konular sınavı verilir. Yazılı sınavların her ikisi de çoktan seçmeli sorulardan oluşur ve bilgisayarda okunur.

Başvuru sırasında adayın deneyim birikimini özetleyen ve mühendislik yaklaşımı hakkında bir fikir edinmeye yönelik sorular içeren Özet Bilgi Formunu eksiksiz olarak doldurması beklenir. Ayrıca, sunacağı birkaç sayfalık bir raporda, karşılaştığı bir veya birkaç problemi ve bunları aşmak amacıyla geliştirdiği çözümü anlatan, mühendislik uygulamaları sırasında sağladığı kişisel kazanımlar ile yaptığı özgün katkıları sıralayan, öz değerlendirme yaparak yetkin mühendisliği neden hak ettiğini gerekçelendiren bir rapor sunması beklenir. Bu iki belge, adayın mühendislik yaklaşımını değerlendirmenin ve etik anlayışı hakkında bir izlenim oluşturmanın temel araçlarıdır.

Yazılı sınavlar, Yetkin Mühendislik Kurulu’nun belirleyeceği ilkeler doğrultusunda, deneyimli mühendisler ve öğretim üyelerinden oluşan Sınav Kurulları’nca planlanır, geliştirilir ve gerçekleştirilir. Sınav Kurulu’nun deneyimli mühendisler ve öğretim üyeleri arasından belirleyeceği soru hazırlayıcılardan herbiri beşer soruluk paketler düzenlerler. Sınav Kurulu, bu paketlerin herbirinden en çok bir soru seçerek sınavı düzenler. Sınav yanıtları bilgisayarda okunarak notlanır; raporlar ve özet bilgi formları Sınav Kurulu tarafından değerlendirilir. Sınav Kurulu’nun değerlendirmeye ilişkin önerileri, Yetkin Mühendislik Kurulu tarafından tartışıldıktan sonra, başarılı-başarısız kararları kesinleştirilir.

SINAVLARA HAZIRLANMA
Bu sınav üniversitedeki ders geçme sınavlarına benzemez; ders çalışarak bu sınavda başarılı olunamaz; meslek uygulamalarını ne yaptığını bilerek, bilinçli bir biçimde gerçekleştiren mühendisler kolayca başarılı olabilirler. Bununla birlikte, sınavlar için bir hazırlık yapmak elbette anlamlı ve yardımcı olur. Ancak, bu hazırlık sırasında, sayısal çözüm yöntemleri üzerinde değil, temel ilkelerin özümsenmesi yönünde yoğunlaşılmalıdır; formüllerin ezberlenmesi değil, anlamları ve özellikle yansıttıkları fiziksel olayın nasıl ele alındığı üzerinde durulmalıdır.

Üniversite giriş sınavına ya da tıpta uzmanlık sınavına hazırlama kursları türünden kurslar bu sınavın amacı, kapsamı ve felsefesine aykırıdır; kalıplar öğretilerek iyi mühendis oluşturulamaz. Bu nedenle, İnşaat Mühendisleri Odası’nın bu türden kurslar düzenlemek gibi bir niyeti ve hazırlığı yoktur. Bu tür kurslara talep doğacağı bellidir, ama Oda buna kesinlikle karşı koymalıdır.

DENEYİMLİ MÜHENDİS AYRICALIĞI
Yönetmelikte bulunan bir geçici madde, Yönetmeliğin yayımlandığı gün (10.09.2006) 12 yıl aktif mühendislik hizmeti yapmış olan deneyimli mühendislere, bu tarihten başlayarak üç yıl süre ile bir ayrıcalık tanıyarak, bu koşulu sağlayan mühendislerin sınava girmeksizin, yalnız dosya değerlendirmesi ile Yetkin Mühendislik belgesi alabilmeleri yolunu açmaktadır. Deneyimli mühendisler, genç mühendis başvuru dosyasındakinden daha kapsamlı bir rapor ve daha ayrıntılı bir özet bilgi formu içeren bir dosya ile başvurabilmektedir. Bu dosya, Yetkin Mühendislik Kurulu tarafından özenle incelenip değerlendirilerek, başvuru sahibinin yetkin mühendis niteliği taşıyıp taşımadığına karar verilmektedir. Yeterli bulunan dosya sahiplerine yetkin mühendislik belgesi verilmekte, yeterli bulunmayan dosya sahipleri de sınava davet edilmektedir.

Bir bakıma göz kararı ile konulmuş olan bu 12 yıl sınırı, sınıra yaklaşmış ama bu koşulu sağlayamamış olan mühendisler tarafından “Niye 12 yıl? diye sorgulanmakta, genç mühendisler tarafından da “Onların ne ayrıcalığı var? Onlar da sınava girsinler” yakınmasıyla eleştirilmektedir. Bu sınır nereye konulursa konulsun ya da böyle bir ayrıcalık tanınsın veya tanınmasın, hiçbir zaman giderilemeyecek olan bu tür yakınmaları anlayışla karşılayıp ilgiliyi teselli etmekten başka yapılacak bir şey olmadığı bellidir.

Benzer bir yakınma da üniversite hocalarından gelmektedir. Yönetmelik, mühendisleri yetiştiren ve bu nedenle de kendilerinin doğal olarak yetkin mühendis sayılmalarını bekleyen hocalara bir ayrıcalık tanımamaktadır. Yıllarını üniversiteye vermiş, mühendislik eğitimi konusunda başarılarını kanıtlamış hocaların akademik yetkinliğinden kuşku duyulamaz. Ama ne var ki, yetkin mühendislik sistemi, akademik yetkinliği değil, meslek uygulamalarındaki yetkinliği değerlendirmeye yöneliktir. Ortak yanları bulunmakla birlikte, bu iki alanın biribirinden farklı alanlar olduğu, farklı bilgi ve beceri birikimi gerektirdiği unutulmamalıdır. İnşaat mühendisliğinin temel ilke ve kavramları konusunda bilgi birikimleri tartışılamayacak olan üniversite hocalarının, bu alanda diğer mühendislere göre büyük bir avantaja sahip oldukları ve bu sınavlarda açık ara başarılı olacakları kuşkusuzdur.

ÖZGÜN KATKIYA VE RAPORA İLİŞKİN KAYGILAR
Adaydan sunacağı raporda ve düzenleyeceği özet bilgi formunda, çalışmalarına yaptığı özgün katkıları belirtmesinin istenmesi birçok mühendisi tedirgin etmektedir. İşini kendisine öğretildiği gibi yaptığını, ama kendisinden hiçbir zaman özgün katkı istenmediğini düşünen birçok mühendisin taşıdığı bu tasa, özgün katkı kavramının doğru yorumlanmamasından kaynaklanmaktadır. Yapılan özgün katkının Nobel’e aday olması gerekmez; mühendisin karşılaştığı bir mühendislik probleminin çözümü için başka birinden ya da bir kitaptan öğrenmeksizin kendi kendine önerip uyguladığı ve başarılı sonuç aldığı bir yaklaşım özgün bir katkıdır.

Örneğin, belli bir amaçla kullanılagelen bir yöntemin bambaşka bir işte verimli ve başarılı biçimde kullanılması gibi; karşılaşılan bir sorunun çözümlenebilmesi için bir düzenek geliştirilmesi gibi; uygulanagelen bir süreçte işlem sırası değiştirilerek daha verimli sonuç alınması gibi. Bu anlayışla yaklaşılırsa, doğru dürüst mühendislik yapmış olan herkesin kolayca ortaya koyabileceği birçok özgün katkısı elbette vardır.

Öte yandan, Türk mühendisleri rapor yazmayı pek sevmemektedirler. Mühendisin ya hesap yapmaktan ya da eline verilen bir projeyi uygulamaya geçirmekten ibaret olduğunu düşünen Türk mühendisi için rapor yazmak bir edebiyat etkinliğidir; bu işi yapmak yazarın, gazetecinin, bilemediniz sosyal bilimcinin işidir, ama asla mühendisin işi değildir. Bir rapor yazmasını istemek mühendis için işkenceye tabi tutulmaktır. Bu nedenle, yetkin mühendislik başvuru dosyasına bir rapor koymak çoğu mühendise pek zor gelmektedir. Bu garip yaklaşım anlaşılır gibi değildir. Zira, rapor yazmak, Türkçe konuşmak kadar, düşündüğünü anlatmak kadar doğal bir etkinliktir. Yaptığı işi ne yaptığını bilerek yapan herkes bu işi anlatan bir rapor yazabilir ya da yazabilmelidir. Bir mühendisin ve özellikle bir yetkin mühendisin bir rapor yazamaması kabule dilemez.

Mühendisin yaptığı çalışmalar arasından seçtiği birini bir raporda özetlemesi, adayın mühendislik problemlerine yaklaşımının anlaşılması ve deneyim birikiminin kapsamı ve niteliğinin değerlendirilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, yazdığı raporun içeriği, dili ve anlatımı, kurgulanma biçimi gibi konular mühendislik raporu yazabilme becerisi hakkında çok iyi bir fikir vermektedir. Sözün kısası, bu rapor başvuru dosyasının vazgeçilemeyecek kadar önemli bir ögesidir.

SINAV GÜVENLİĞİ VE TARAFSIZLIĞA İLİŞKİN KAYGILAR
Sınav güvenliği, yetkin mühendislik düzeninin en önemli ve gerçekleştirilmesi en zor konularından biridir. Bu güvenliğin sağlanması için büyük bir çaba gösterilmektedir. Sınav Kurulu’nun deneyimli mühendisler ve öğretim üyeleri arasından belirleyerek eğitim verdiği soru hazırlayıcılardan herbiri beşer soruluk paketler düzenlemektedirler. Sınav Kurulu, bu paketlerin herbirinden en çok bir soru seçerek sınavı düzenlemekte; sınav kesin biçimini aldıktan sonra çift anahtarlı bir kasada güvenlik altına alınmaktadır. Sınav günü mühürlü torbalar içince sınav salonlarına getirilerek uygulanan sınavlar yine mühürlü torbalar içinde toplanmakta; optik okuyucu yanıt formuna işlenmiş olan sınav yanıtları bilgisayarda okunarak notlanmaktadır. Notlar Sınav Kurulu tarafından işlenmekte ve değerlendirme ölçütleri Yetkin Mühendislik Kurulu’na önerilmekte, sınav o Kurul tarafından sonuçlandırılmaktadır.

Yukarıda anlatıldığı gibi, sınavlar pek çok uzmanın katkısı ile gerçekleştirilmekte ve anonim bir değerlendirme ile sonuçlandırılmaktadır. Yazılı sınavlar farklı değerlendirme kaygısına yer vermeyecek biçimde, bilgisayarda okunmaktadır. Rapor değerlendirmesinde bu kaygının tümüyle ortadan kaldırılması, ne yazık ki, olanaklı değildir. Herbir rapor, Sınav Kurulu üyesi bir rapor tarafından belli bir formata uygun biçimde incelendikten sonra, Sınav Kurulu toplantısına sunularak tartışmaya açılmakta ve Kurulun görüş birliğine ulaşması sonunda notlanmaktadır. Sınav Kurulu çalışmaları sonunda geliştirilen öneriler, Yetkin Mühendislik Kurulu tarafından başarılı-başarısız kararlarına dönüştürülmektedir. Tüm düzeni yürütmekle görevli olan her iki Kurul’un da tarafsız davranacağından kuşku duyulmayacak kadar güvenilir kişilerden oluşturulmasına çalışılmıştır.

Değerlendirme kararlarını etkilemeye yönelik bazı girişimlerle karşılaşılması söz konusu olabileceği herkesin aklına gelmektedir. Yukarıda anlatılan değerlendirme süreci, bu tür istenmeyen etkileri en aza indirebilme çabası içinde geliştirilmiştir. Süreç içinde görev alan pek çok kişi bulunmakla birlikte, bu kişilerden herbirinin bir sınava katkısı çok sınırlıdır ve bu nedenle, özenle seçilmiş, güvenilir karakter sahibi bu kişilere yöneltilen etkileme çabalarının sonuç vermesi beklenemez. Ayrıca, son karar Yetkin Mühendislik Kurulu tarafından verilmektedir. Bu durumda, bu tür dış etkilerin Kurul üyelerine yöneltilmesi söz konusu olabilecektir. Kurul üyeleri ise bu sevimsiz girişimlere göğüs germeye hazırlıklıdır.

GENÇ MÜHENDİSLERİN KAYGILARI
Genç mühendislerin bazılarında ve mühendis adayı olan mühendislik öğrencilerinin bazılarında, kazandıkları ya da kazanmayı umdukları mühendislik yetkilerini yitirebilecekleri kaygısı bulunduğu görülmektedir. Yukarıda, İnşaat Mühendisleri Odası Yetkin Mühendislik Düzeninin genel yaklaşımının anlatıldığı bölümde açıklanmış olduğu gibi, yasayla verilmiş herhangi bir yetkinin yitirilmesi ya da yeni bazı yetkiler kazanılması söz konusu olmadığından bu kaygılar, işin gerçeğini öğrenmeden, asılsız söylentilere dayalı varsayımlar üretmekten kaynaklanmaktadır. Genç mühendislerin bu kaygılara düşmesine hiç gerek yoktur. Ancak, bu gelişme onları kendilerini geliştirmek, daha iyi mühendis olabilmek için çaba göstermek yolunda çaba göstermeye özendirmeli, bir bakıma bilenmelerini sağlamalıdır.

Bugün bazı genç mühendislerin iş bulmada güçlüklerle karşılaşabildikleri görülmekte, bu durumun ekonomik, sosyal, eğitsel vb çeşitli nedenleri bulunduğu bilinmektedir. Yetkin mühendislik sisteminin gelmesiyle, iş bulma güçlüklerinde bir artış olması için herhangi bir neden yoktur.

Yetkin mühendisliğe başvurabilmek için beş yıllık aktif mühendislik deneyimine sahip olmak ve bu deneyimi bir yetkin mühendisle birlikte çalışarak kazanmış olmak gerekmektedir. Bunu bir yetkin mühendise beş yıl süreyle bağımlı olmak biçiminde yorumlamak doğru değildir. Zira, mühendisliğin en alası, usta-çırak ilişkisi içinde öğrenilir; yetkin mühendislik diye bir şey yokken de böyleydi, yetkin mühendisliğin çok yaygın bir duruma geldiği gün de böyle olacağı kuşkusuzdur. Ayrıca, mühendis kendi bağımsız çalışma düzenini kurmadığı sürece, deneyimli bir mühendisle birlikte çalışma gereksinimi bugün de vardır. Eğer mühendis kendi bağımsız çalışma düzeninizi kurabilecek ve kendi olanak ve yetenekleriyle ayakta kalabilecek güce sahipse, bunu yetkin mühendislik sistemi varken de yapabilir; bunu yapmak için yetkin mühendis olmaya gerek yoktur.

Genç mühendisler herşeyden önce şu anlayışı benimsemeli ve içselleştirmelidirler. Aldığı iyi-kötü bir eğitimin kendisine kazandırdığı sınırlı yetenekle yetinerek, kendisini geliştirmeye ve daha iyi bir mühendis olmak için çaba göstermeye istekli ve gönüllü olmayan mühendisler, ünvanları ne olursa olsun, gerçek bir mühendis olamazlar; sıradan işlerle uğraşır giderler. İyi bir mühendis olabilmek için, herşeyden önce buna niyet etmek, kararlılıkla çaba göstermek, deneyimli mühendislerden, yapılan uygulamaların temel ilkelerini, fiziksel dayanaklarını, uygulama yöntemlerini öğrenmek gereklidir. Gerçek mühendisler, hiçbir şeyi, biri öyle söyledi diye gözü kapalı kabul etmezler, tartışıp öğrenerek en doğruyu bulmaya çalışırlar. Yetkin mühendislik düzeni, bu tür gelişmelere ortam hazırlamak, özellikle genç mühendisleri bu anlayışa, bu yaşam biçimine özendirmek amacına yöneliktir.

UYGULAMA
Yönetmeliğin büyük uğraşılar ardından, İnşaat Mühendisleri Odası Genel Kurulu tarafından onaylanıp Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine, öncelikle Yetkin Mühendislik Kurulu oluşturulmuştur. Sonra da Kurul yoğun çalışmalar yaparak sistemin uygulama yöntemini geliştirmiştir. Bu arada, Sınav Kurulu oluşturularak Yetkin Mühendislik Kurulu ile uyum içinde çalışmaya başlamıştır. İki kurulun ortak çalışması ile soru hazırlamacılar belirlenmiş ve kendilerine sistemin ilkelerini, amaçlarını, soru hazırlama inceliklerini kapsayan dört ayrı kurs verilmiş ve bu kişilerden beşer tane soru içeren birer soru paketi hazırlamaları istenmiştir. Derlenen yüzlerce soru birer birer değerlendirilmiş, bunlar arasından yeterli sayıda soru seçilerek Bahar 2007 sınav döneminde uygulanacak iki sınav oluşturulmuştur. İlk dönem sınavları Nisan 2007 ayı içinde başarıyla gerçekleştirilmiştir.

Bu arada, bir yandan da deneyimli mühendis başvuruları kabul edilerek dosyaları değerlendirilmiştir; somut kurallara bağlanmış olan ve Yetkin Mühendislik Kurulu’nun herbir dosya üzerinde uzunca bir süre çalışmasını gerektiren bu dosya değerlendirmesi aralıksız sürdürülmektedir.

Bugüne kadar, yüzelli kadar mühendise “Yetkin İnşaat Mühendisi” belgesi verilmesi karara bağlanmıştır. “Yetkin İnşaat Mühendisi” belgesi almaya hak kazanan mühendislerin belgeleri, 15 Ekim 2007 günü gerçekleştirilecek bir törende sahiplerine sunulacaktır.

Bundan sonraki sınav dönemlerinin, Aralık 2007 ve Mayıs 2008 aylarında gerçekleştirilmesi amacıyla çalışmalar sürdürülmektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgi ve başvuru için gerekli belge örnekleri İnşaat Mühendisleri Odası Internet sayfasından alınabilir (http://www.imo.org.tr).

KAYNAK
[1] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yetkin İnşaat Mühendisliği Yönetmeliği, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, 10.09.2006 gün ve 26285 sayılı Resmi Gazete, Ankara.

©Yapı Dünyası Dergisi 2007 Sayı: 140 de yayımlanmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir